DİSK-AR tarafından yayımlanan Mayıs 2026 Ücret Kayıpları İzleme Raporu, yüksek enflasyon ve vergi yükünün işçi gelirleri üzerindeki etkisini çarpıcı verilerle ortaya koydu. Rapora göre, yılın ilk dört ayında işçi ücretlerinde yaşanan toplam kayıp 607,2 milyar TL’yi aştı.
Araştırmada, özellikle enflasyon ve gelir vergisi sisteminin çalışanların alım gücünü ciddi şekilde erittiği vurgulanırken, bu durumun “işçilerden varlıklı kesimlere gelir transferi” anlamına geldiği ifade edildi.
Rapora göre yalnızca enflasyonun sigortalı işçilerin ücretlerinde yarattığı toplam kayıp 310,9 milyar TL’ye ulaştı. Gelir vergisi ve damga vergisi kaynaklı kayıpların toplamı ise 296,3 milyar TL olarak hesaplandı. Böylece 16,6 milyon kayıtlı işçinin ücretlerinde oluşan toplam erime 607 milyar lirayı geçti.
DİSK-AR açıklamasında, mevcut ekonomik yapının çalışanların gelirlerini sistematik biçimde aşındırdığı belirtilerek, “Enflasyon işçi sınıfını yoksullaştıran bir emme basma tulumbasıdır” değerlendirmesine yer verildi.
Raporda dikkat çeken bir diğer unsur ise asgari ücretteki kayıp oldu. Buna göre asgari ücret, yılın dördüncü ayında yaklaşık 4 bin 110 TL değer kaybetti. Ortalama işçi ücretinde ise vergi ve enflasyon kaynaklı kaybın 12 bin 751 TL seviyesine ulaştığı belirtildi.
Araştırma, vergi sisteminin ücretliler üzerindeki yükünü de ayrıntılı biçimde ortaya koydu. Ortalama ücret alan bir işçinin ödediği gelir ve damga vergisinin yıl içinde katlanarak arttığı belirtilirken, çalışanların yılın önemli bir bölümünü yalnızca vergi ve kesintiler için çalıştığı ifade edildi.
DİSK-AR, özellikle gelir vergisi dilimlerinin düşük tutulmasının çalışanların maaşlarını daha hızlı erittiğini savunurken, dolaylı vergilerin de hesaba katılması halinde gerçek kaybın çok daha yüksek olduğuna dikkat çekti.
Raporda ayrıca, yüksek enflasyonun devam etmesi ve vergi politikalarında değişiklik yapılmaması halinde çalışanların reel gelirlerindeki düşüşün önümüzdeki dönemde daha da derinleşeceği uyarısında bulunuldu.
Uzmanlara göre raporda ortaya konan veriler, Türkiye’de ücretlilerin alım gücündeki düşüşü ve gelir dağılımındaki bozulmayı yeniden gündemin merkezine taşıdı.
