Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2025 yılına ilişkin bilançosunda 1 trilyon 65 milyar TL zarar açıkladı. Böylece kurumun son üç yıldaki toplam kaybı 2 trilyon 574 milyar TL’ye ulaştı. Önceki yıllarda 2023’te 818,2 milyar TL, 2024’te ise 700,4 milyar TL zarar kaydedilmişti. Üç yıllık toplam zarar, Türkiye’nin gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 6,3’üne denk gelirken; bu büyüklük kamu eğitim harcamaları ve yatırım teşviklerinin yaklaşık iki katına karşılık geliyor.
Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, söz konusu zararı değerlendirirken, 2023 ve 2024 yıllarındaki kayıpların büyük ölçüde Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulamasından kaynaklandığını hatırlattı. Yılmaz’a göre 2024’te zararın yüzde 91’i KKM’den gelirken, 2025’te tablo değişti ve zarar daha çok Merkez Bankası’nın para politikası araçlarından doğan kurumsal maliyetler nedeniyle oluştu.
Yılmaz, KKM’nin devrede olmadığı bir senaryoda Merkez Bankası’nın 2023 ve 2024 yıllarında zarar etmeyeceğini savunarak, uluslararası normlara göre Hazine’nin üstlenmesi gereken bazı yüklerin bütçede daha düşük görünmesi amacıyla Merkez Bankası’na devredildiğini ifade etti.
2025 yılı zararının temelinde ise ödenen faizlerin yer aldığına dikkat çeken Yılmaz, fazla likiditeyi kontrol altına almak için yapılan açık piyasa işlemleri kapsamında ödenen faizler, zorunlu karşılıklara verilen faizler ve Hazine’nin TL hesaplarına yapılan faiz ödemelerinin başlıca kalemler olduğunu belirtti. Yüksek enflasyon ve faiz ortamının, para politikası araçları üzerinden maliyet yarattığını vurguladı.
Öte yandan, Merkez Bankası’nın üst üste zarar açıklaması nedeniyle Hazine’ye kâr payı aktarımı da yapılamıyor. Geçmişte bütçe gelirlerinin ortalama yüzde 2’sini oluşturan bu kalemin ortadan kalkması, kamu gelirlerinde düşüşe yol açıyor.
Küresel ölçekte de benzer bir tablo dikkat çekiyor. ABD Merkez Bankası (Fed), 2025 yılında 18,7 milyar dolar zarar açıklayarak üst üste üçüncü yıl kayıp bildirdi. Avrupa Merkez Bankası (ECB) ise yılı 1 milyar 254 milyon avro zararla kapattı.
