Soğukların kendini hissettirmeye başladığı günlerde, ağırlaşan yaşam koşulları milyonların gündemini tek bir soruya kilitledi: “Bu kışı nasıl geçireceğiz?” Doğalgazdan kömüre tüm ısınma kaynaklarında fiyatların hızla tırmanması, dar gelirli haneleri daha şiddetli bir kaygıya sürüklüyor. Uzmanlar, doğalgazda yeni zamların kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerken, yurttaşlar yalnızca tek bir odayı ısıtmak ya da aynı evde bir araya gelmek gibi çözümlerle maliyeti azaltmaya çalışıyor.
Türkiye’de 26,6 milyon haneden 22 milyonunun doğalgaz abonesi olduğu biliniyor. GAZBİR’in verilerine göre geçen kış hanebaşı ortalama kullanım 122 metreküp oldu. Bugünkü BOTAŞ tarifesi ve vergilerle bu miktarın faturası yaklaşık 1500 liraya karşılık geliyor. Ancak bu rakamın daha da artması bekleniyor.
Isınma yükünü ağırlaştıran bir diğer kaynak ise kömür. 2024’te ton fiyatı yerli kömürde 4 bin TL, ithal kömürde 6 bin TL iken, 2025’te yerli kömür 5 bin 200 TL’ye, ithal kömür 9 bin 400 TL’ye yükseldi. Böylece fiyatlar bir yılda yerli kömürde yüzde 30, ithal kömürde yüzde 57 arttı.
Yeni yılda zamların kaçınılmaz olduğuna ilişkin görüş yaygın. Enerji Bakanlığı daha önce doğalgaz ve elektrik fiyatlarının 2026’da “beklenen enflasyon” doğrultusunda güncelleneceğini duyurmuştu. Öte yandan elektrikte olduğu gibi doğalgazda da sübvansiyonların geri çekilmesi planlanıyor.
“Faturalar iki katına çıkabilir”
Makine Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Doğalgaz Komisyonu Başkanı Hüseyin Kaya, geçen hafta yaptığı açıklamada “Bugün 1000 TL ödeyen bir hanenin faturası kış aylarında 2 bin TL’ye çıkabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Eski BOTAŞ daire başkanı ve enerji uzmanı Ali Arif Aktürk de benzer bir uyarı yaparken şu ifadeleri kullandı: “Aslında bugün bile zam ihtiyacı var. Maliyet üzerinden satılsa metreküp fiyatı 17 TL olur. Sübvansiyon çözüm değil; halk yoksullaştı ve enerji hâlâ pahalı. Üstelik sübvansiyon da yine vatandaşın cebinden çıkıyor.” Aktürk’e göre gelir vergisi dilimlerinin düzenlenmesi ve kış aylarında aylık 10 bin TL’lik bir ısınma desteği sağlanması, sübvansiyondan daha etkili ve daha düşük maliyetli olabilir.
“Halkın yüzde 30’u yeterince ısınamıyor”
Derin Yoksulluk Ağı Kurucusu Hacer Foggo ise ısınma sorununu barınma krizinden ayrı düşünmemek gerektiğini vurguluyor. TÜİK verilerine göre hanelerin yüzde 30’undan fazlası yeterince ısınmayan ya da nemli/çatı sızıntılı evlerde yaşıyor. Foggo, sahadaki durumu şöyle anlatıyor:
“Üşüdüğü için gün boyu battaniyeye sarılan yaşlıları, soğuk odada ders çalışamayan gençleri, mum ışığında ödev yapan çocukları biliyoruz. Isınma bir lüks değil, temel bir ihtiyaçtır; kimse bu haktan yoksun bırakılmamalı.”
Aileler aynı çatı altında toplanıyor
Yurttaşlarla yapılan görüşmelere göre kış mevsimi, “kaygı, stres ve tasarruf çabası” anlamına geliyor. Pek çoğu yalnızca tek bir odayı ısıtmayı planlıyor; bazılarıysa artan fatura yükünü azaltmak için ailecek aynı evde yaşamaya hazırlanıyor.
Bir emekli yurttaş durumu şöyle özetliyor:
“Biz emekliyiz, oğlum ve gelinim çalışıyor ama geçinemiyorlar. Evlerini kapatıp bize taşınacaklar. En azından tek evin masrafını çıkarırız.”
Kaynak: Cumhuriyet
